01.02.07 Kargart'ta Senol Kücükyýldýrým sordu Teoman Madra yanýtladý

 

S: Teoman Bey, müzige olan ilginiz ne zaman basladi? Yani müzik media arts ve fotograf diyelim..

T: Caz dinleyicisiydim, 1950’de Amerika’ya gittigimde herkesi taniyordum. Sanata ilgim yoktu, o sirada Amerika’da sanat da yoktu. Benim erisebildigim çevrelerde. Yani resim yapanlar vardi. Sanata ilgim, 1964 yilinda hos isik oyunu desenleri elde etmeye basladiktan sonra basladi. Caz müzigini sevdigim için onun yaninda…

S: Yani Caz ile basladi diye bir sey var?

T: Evet..ayrica sanat akimlariyla ilgileniyordum fakat istedigim gibi ne olabilir diye de ariyordum. Duydum ki siir ve caz diye bir akim var Amerika’da “Jazz’n Poetry”e benzeyen sekilde “Caz ve Fotograf” ile ilgili bir seyler yapmaya basladim. Yaptigim seyleri (fluxus akimi oldugu sonradan belirlendi) begendiler. Istanbul’da gösteriler yaptim. Bu gösterilerde hep free-jazz, daha modern müzikler kullaniyordum. Ilhan Usmanbas’in müziklerinden de istifade ettim.

S: O zaman bu yeni medya ile..

T: O zaman yeni medya yoktu, elektrik çagi baslamisti ve 70’lerde yazilar çikti, Marshall McLuhan “matbaadan sonra dünya ne oldu?” diye sorular sormaya basladi. Elektrik akiminin devreye girmesi ile küresel köye dönmek gibi durumlari gözlemliyordu.

S: Peki elektrik akimini siz nasil tanimliyorsunuz?

T: Ezbere tanimlayacagim. Dünyanin baska bir yerinde olanlari aninda fark edebiliyorsunuz, Marshall McLuhan’in tanimina göre... Marshall McLuhan kendisinin çagdas teknolojilerin peygamberi olarak ilan ettigi tarihçi, “medium is the massage” diye bir kitabi var. Zaten medyada ne söylediginiz önemli degil, çünkü ne söyleseniz “mesaj” gibi oluyor. Bu “mesaj” kelimesinin ayni zamanda “masaj”, kafa ütüleme gibi de bir anlami var. O bir sekilde yaptigim seyin teorisini kuran biri gibiydi. Hâlâ o kitaplari izliyorum, söylediklerini çagdas grafik ile birlestiriyorum. Ben de gösterilerimin o yolla oldugunu fark ettim ya da zannettim. Ve sanat ile de ilgilenince, New York’ta bazi sanatçilarla mektuplastim..

S: Zaten orada yasiyordunuz?

T: Hayir, ama buraya geldikten sonra uzun zaman Türkiye’ye dönemedim çünkü Amerika’nin etkisi altindaydim. Ziraat Mühendisligi okumustum, ondan sonra sanat ile ilgilenmeye basladim.

S: Fotograf ile ilgili yani?

T: Evet. Ilk günden beri fotografçilarla uyusmazliklar yasiyoduk. Çünkü ben deneysel seyler yapiyordum. Bunlari seviyorlardi ama bunun sanat oldugunu o zaman söylemiyorduk.

“Sanat” zaten fotografçilarin çekindigi bir kavram. Böyle gelisti, her sene gösteriler yapmaya basladim. 1967 yilinda Nurullah Berk beni V. Paris Bienali’ne gönderdi

S: Fotografçi olarak mi?

T: Sanatçi veya fotografçi olarak. O sanatçilara kizdigi ve tutucu buldugu için belki, Ersin Alok ile birlikte bizi gönderdiler. Onunla beraber baskalari da vardi tabii. Sarkis Sabuncu da oradaydi zaten, o bana yardim etti. Çagdas sanat, dünyada 1966’dan sonra gelisti denebilir.

S: Siz fotograftan bahsederken-yani detaylardan ayrica bahsedicegiz tabii- ama siz “objektif” ve “subjektif”ten bahsediyorsunuz.

T: Yani konuya müdahele ederek, etkisinde kalarak veya o çektiginiz seyi kendinizin etkisinde birakarak bütün bütün objektif olmak zaten hiçbir fotografçiya nasip olmuyor. Onun için objektif ile çekmek yerine ben subjektif ile çekiyorum diyorum ki, kendi duyarliligimi ve ne çekiyorsam onunla beraber bir iliski içinde oldugumu belirtmek gereksiniminden hareket ederek öyle sonuçlar aliyorum. Mesela ilk gittigimde 65 yilinda, Italya’da büyük siseler vardi varil büyüklügünde, o siseler yan yana oldugu zaman böyle gayet hos oluyordu. Onlari filan çektikten sonra oradaki sinemacilar da benim görüs açimi begenmislerdi. Hatta “katilmaz misin?” demislerdi. Böyle sanat olayinin içine girmek iyi oldu. O günden beri de kendimi egitmis oldum çagdas sanati izleyerek, fotograf olayinin da içinde olarak. Avangart olma durumuna düsmek hem onur verici hem de bir sürü dezavantajlari var.

S: Avangart durumuna düsmek durumunda olmak bir çesit postmodernizmin karsiti bir durum mu ortaya çikariyor?

T: Avangart olmanin ötesinde baska avangartlarla beraber bir gurup içine düstügün zaman post modern olmus oluyorsunuz. Aslinda ben hala modern olmaktan zevk aliyorum. Yani modernlik kötü diyorlar. Su anda diye bir sey sorduklari zaman ben yeniden modernizm içindeyim dedigim oluyor.

S: Mesela yine isimler arasinda Sun Ra, Cage, Ilhan Mimaroglu, Usmanbas…var.

T: Paris’e gittigimde 67 yilinda Sun Ra’yi bilmiyordum ama bir saksafoncu -Sun Ra’nin grubundan ayrilmis- benimle beraber bize philips tarafindan gösterilen gece kulübüne gelip çaliyordu. Sun Ra’yi da çok methediyordu, Türkiye’ye geldi 88 yilinda falan o zaman ben de onlarin (SunRa) check-up yaparken (isinma düzeyindeyken) videolarini çektim. Iste o dönemde videoya isik oyunlari falan koyma durumlarim Amiga bilgisayar ile mümkündü. John Cage ile de bir defa 87 yilinda tanistim Türkiye’de sonra 91 yilinda bir daha görüstüm. Fakat daha sonra yani John Cage’in kitaplarini okuduktan sonra daha iyi anladim müzik hakkinda düsündüklerini. Ben de ayni düsündügümden olacak etkileniyordum.Oysa ben müzikçi degilim.

S: Ama takipçisisiniz ve kullaniyorsunuz sizin enstalasyonlarla birlikte.

T: Son olarak aletler ilerleyince tabi, retrospektif fotograf dedigim bir sey var..

S: Onu biraz açabilir miyiz?

T: Kirk yillik fotograflar hiçbirini (diapozitifi) atmamisim, zaman zaman sergiler de yaptim. Ve simdi onlar bütün bütüne kaybolmasin diye hepsini dijital ortama geçirdim. Çekerken, estetik duygusu diye bir olgu, yaptikça gelisiyor. Bilgisayarin itici gücünü kullanarak bazi bir iki basit programdan hareket ederek çok hos resimler çikariyorum.

S: Bir iki basit program derken...

T: Freehandin bazi seylerini kullanabiliyorum. Nasil kullanildigini ögrenmek için mutlaka ip ucu ya da ders almak lazim.

S: Deneysel amaçli kullaniyorsunuz...

T: Evet, sonuç olarak hos seyler bulunuyor. Bilgisayar programlarinin neler yapabildigini Amiga kullanirken ögrendim. Ayni nitelikler PC’de de var ama Amiga’nin canli kullanima geçirme olanagi baska bilgisayarlarda yok.

S: Ingilizce olarak söyle bir sey söylemissiniz “future art history then they will be named by cyberguards”. Bu “cyberguards” ile ilgili?

T: Avangarttan bir sibergart uzantisi. Bu, elestirmen bir ahbabin buldugu bir hos sözcüktü.Internet ortami, bir sanat medyasi gibi siber ortam, “cyber space”e ürkeklik içinde bakiyordum. Zaten web sitemde hep basinda diyor, siber ortami anlamaya çalisiyorum.diye dem vuruyorum

S: Peki web sitesinizin içerigi nedir?

T: Sanat ile ilgili bilgileri kendimde toplayip, iletisimini kuruyorum.

S: Yani bugüne kadar olan bilgileri biz bu web sitesinde bulabiliyor muyuz?

T: 20 tane degisik merkez vardi sitemde, mesela Amerika’daki St. Diego Üniversitesi’nin multimedya bölümü. Bunlar kümelesiyorlar, bazen katilmaya çalisiyorum. Siteden daha genç kesim tarafindan izlenmesi için. 2-3 yil için bana link veren Borusan olmustu. Diger ortamlardan da bahsediyorum hep. Günde hala 40-50 kisi giriyor.

S: Neydi adi?

T: www.newmediakitchen.com yahut google çikti simdi. Oraya Teoman Madra yazarsaniz...

S: Mart ayinda KargART’ta performans yapacaksiniz. Anlatabilir misiniz?

T: Fotograflarimin daha iyi izlenmesi için -ki bütün fotograflarimi seviyorum, hos seyler elde ediyorum bir defa ve onlari da göstermek istiyorum- her zaman yaptigim gibi iyi yada kötü müzik esliginde.

S: Müziginize neleri dahil ediyorsunuz?

T: Çagdas müzikte John Cage’in çalismalari., Avrupa’da Istanbul 1. Akdeniz Müzik Günleri’nde tanidigimiz bir sürü modern müzikçi var. Simdi Laptop ile müzik yapiyorlar, zengin bir yaraticilik dünyasi. Arsivimdeki fotograflarla birlestirirken degisik müzikleri yan yana koyarak kombinasyonlar yapiyorum. Bir sürü cazin yaninda John Cage parçalari gibi.

S: Peki insanlarin evlerinde müzik yapmasi ve bunu elektronik müzik olarak anlatmalarina ne diyorsunuz?

T: Çagdas sanat dünyasini izlerken herkesin neler yaptigini görüyorsunuz.Ayni seyleri yapmamaya çalisiyorsunuz. Çagdas müzik yaparken de baskasini taklit etmeyeceksiniz fakat yeni birseyler çikartarak kendi kendinizin öncüsü olacaksiniz. Müzik seçerken, görüntü seçerken. Ve bunlar birlesip bir bütün haline gelecek yani disiplinler arasi bir birlesime girecek. Sizin ve herkesin bu aletlere hem sevgiyle hem kuskuyla bakmasi lazim.

S: Açik Radyo’da hala program yapiyor musunuz?

T: “Studio Minus” diye bir program yaptim 6-7 ay belki tekrar yine yaparim.

S: Sizin de izleyiciniz olarak sorular sormaya çalistim, umarim zevk almissinizdir.

T: Evet en azindan zorlanmadim. Tesekkür ederim.

S: Ben tesekkür ederim. Performansinizda görüsmek üzere..