ja
jacques lacan*
1. yapısalcı psikanaliz'in babası , fransız
bilim adamı...
freud'a çok ilginç bir yaklaşımla eleştriler
getirmiştir.
(gimeno, 20.12.1999 22:27)
2. hegel'cidir
(tadzio, 05.08.2001 05:06 ~ 05:07)
3. roland barthes, foucailt ve derrida ile karşılaştırıldığında,
sigmund freud'un etkisinde en çok kalan düşünürdür. her ne kadar foucault
"the order of things"in son bölümünde ruhçözümcülüğe yer ayırsa ve derrida
"writing and difference" adlı kitabının yedinci bölümünde tümüyle freud'un
görüşlerinden söz etse de onlar, kendisi ruhbilimci olan lacan kadar bütün
düşüncelerini ve değerlendirmelerini doğrudan freud'un bulguları üzerine
kurmazlar. lacan'a göre dil ile bilinçaltının karmaşık ilişkisi çok önemlidir.
insan dilinin yapısı bile insanın ruhsal gerginlikleri ve çelişkileri sonucu
ortaya çıkmış olabilir. buna karşılık ruhçözümcü yöntemin uygulanmasına
olanak sağlayan tek araç dildir. hastanın bilinçaltı ancak dil yoluyla
su yüzüne çıkar. hasta düşlerini ve hayatını anlattıkça ruhçözümcü, onunla
ilgili görüşlerini, onun konuşması üzerine kurar. yani, dil bilinçaltından
bağımsız düşünülemez. lacan'ın freud'dan ayrıldığı en önemli nokta göstergelerin
değerlendirilmesi konusundadır. freud, bilinç düzeyindeki göstergelerin,
ancak onların örtmeye ya da değiştirmeye çalıştıkları bilinçaltındaki göstergelerle
karşılaştırıldığı, ölçüldüğü zaman anlam kazanacağını söylerken, lacan
göstergelerin önemi üzerinde durur ve göstergelere önem verildiği durumlarda
yanlış sonuçlara varılabileceğini öne sürer. lacan'a göre bir ruhçözümü
seansında hastanın bilinç düzeyinde sergilediği ya da kullandığı göstergelerin
birbirleriyle ilişkileri, ruhbilimciye hasta ile ilgili yeterince bilgi
verebilir.
(abraksas, 02.11.2001 13:56)
4. 21.yüzyıl surrealizminin yapısal çözümlemesinde
ondan çok ama çok yararlanılacağına inandığım, işin garibi benden başka
da kimsenin inanmadığı, kendisine gelen sorunluları film izleterek (sineterapi)
sağaltmayı görev edinmiş, bizim şapşal entelleklerin 'postmodern' sandığı
ama eşşek gibi de modern ve romantik eksende teorileri olan neo-freudian
psikanalist.
(surrealist, 15.02.2002 22:08 ~ 06.07.2003 13:20)
5. psikanalizde ortağa attığı tealerle birçok
düşün adamını arkasına almayı başaran ve dil kavramının bilinçaltı yoluyla
nasıl şekillendiği konusunda çok akılcı savlar üreten teorisyen.
(ceylin, 23.05.2002 11:00)
6. feminist eleştirmen ırıgaray'ın hocası.
(ceylin, 23.05.2002 11:00)
7. (bkz: fallus)
(callisto, 23.05.2002 11:14)
8. yapisalci yaklasimi psikoanalizde kullanmistir.hegelin
oteki kavramiyla ozne aciklamasini yapmistir." ozne varolmadir" der "anlam
otekinin oldugu yerde kurulur."
(generalised uneasiness, 18.09.2002 14:59)
9. ayrıca (bkz: zizek)
(optic illusion, 07.11.2002 02:23 ~ 03:35)
10. 50 lerden sonra yapisalci dilbilim, gostergebilim
ve antropoloji ustune kurdugu dusunceleriyle, freud cu psikanalizi post
yapisalci bakis acisiyla yeniden yorumlamistir. en onemli argumani, kisinin
kendi benligini bulmasinin yolunun gostergeler yoluyla olacagidir. ornegin
bir bebek, dogdugu zaman kendisini, annesini ve tum cevresini tek bir varlik
olarak algilar, ihtiyaclarini karsilayan dis dinyayi bir "oteki" (the other)
olarak degil kendi varliginin bir parcasi oldugunu dusunur: "ben" ve "digerleri"
nin ayrimina varamaz. bu durum, lacan icin, gercek birlik (unity) hissinin
tek bulundugu, yokluk veya kaybetme duygularinin varolmadigi ruhsal bir
gerceklik alanidir. bu yuzden bu gerceklikte dil (language) de yoktur.
bebegin toplumsal hayata gecis sureci, annesinden
ayrilip kendi kimligini olusturmasiyla baslar. bu alan, dilin yapisinin
kuruldugu sembolik dunyadir. lacan, dili kaybetme yokluk hisleriyle aciklar:
kelimelere ancak bir nesneyi kaybettigimiz zaman
ihtiyac duydugumuzu savunur. bebegin kendi benligi
ve dis dunyayi ayirt edebildigi zaman, otekini kesfettigi zamana denk duser
ki, bu 6-18 aylar arasindadir. bebek tekrar birlik ve birlesme duygularini
hissetmek istedigi zaman, toplumsal dili kesfetmeye ve kulturel bir varlik
olmaya baslar. bebegin fiziksel bir butun oldugunu anlamasini ise lacan
aynayla ilk tanistigi ana baglar. bu andan itibaren "ben" (ego) dusuncesi
gelismeye baslar; yani kimlik ve ego'nun gelismesi, kisinin kendisine degil
kendi disindaki bir imgeyle ozdeslestirmesine baglidir. bu yuzden lacan
bu sureci hayali (imaginary) bir olgu olarak gorur. bebegin aynayla ilk
karsilasmasi da, ben/digerleri dikotomisini dogurur.
(thessaly, 07.11.2002 03:32)
11. sozcuk oyunlarini pek sever, kendisinin
acikladigindan baska tanimi olmayan ve o esere ozgu sozcukler uretir. diger
disiplinlere ait teknik bir terimi odunc almasi gerektiginde ise terimi
normal tanimdan cok farkli bir sekilde kullanir. bilmenin dogasina iliskin
standart kavramlari reddeder.
(jiletlipasta, 20.11.2002 01:12)
12. bildiğim kadarıyla türkçede lacan üzerine
tek kapsamlı kaynak saffet murat tura'nın freud'dan lacan'a psikanaliz
isimli eseridir
(pharmakon, 23.12.2002 00:56 ~ 13.02.2003 03:14)
13. türkçe'de ses bulması belki de metis'in
ötekini dinlemek serisi sayesinde olabileceğini düşündüğüm yakışıklı fransız
psikanalist. yakışıklı oluşu george bataille'nin güzel olan eşini baştan
çıkartıp evlenmesinden dolayı vardığım 'dolaylı' bir sonuçtur. türkçe'de
değil ingilizce'de bile tam olarak çevrilmiş lacan metinleri yoktur. bildiğim
kadarıyla 'eritrics'in ancak bir kısmı çevrilebilmiştir ingilizceye bile.
yine de elimizdeki kaynaklarla
yetinmeye çalışıyor ve saffet murat tura'nın
veya yiğit bir çevirmenimizin uygun bir zamanda lacan çevirmesini bekliyoruz.
bunların dışında 'yeni başlayanlar için: lacan' vardır ki aslında hiç de
fena değildir.. başka, (bkz: slavoj zizek)'e de bakmak da yarar var..
(argheek, 05.02.2003 23:52 ~ 08.05.2003 23:39)
14. cok insanin hayatini kaydirmistir; ayrica
cok da capkindir; epidemik ozellikler gosterebilir: handle with care
(watcher, 12.03.2003 17:59 ~ 18:00)
15. muhtemelen lacan'ın tanıdığı ilk türk(iyeli)
ahmet haşimdir. "bir akşam yemeği" yazısında haşim, doktor lacan ile edebiyat
akımları hakkındaki sohbetinden bahsetmektedir. vaktiyle mehmet rifat iddia
etmişti bunu, sonra da enis batur.
(nuri altuzer, 10.06.2003 23:57)
16. görebildiğim kadarıyla türkçeye çevirilen
ilk lacan yazısı, "özne-ben'in işlevinin oluşturucusu olarak ayna-evresi"
makalesidir. ağustos 1982'de yazko felsefe yazıları dergisinde çıkan yazının
çevirmeni -her ne kadar şaşırtıcı olsa da- nilüfer kuyaş'tır.
(nuri altuzer, 12.06.2003 19:34)
17. (bkz: jouissance)
(tadzio, 30.06.2003 18:18)
18. ona göre kadın dilin içine doğamayacaktır.
fallusu evrensel aşkın ve gösteren olarak kurgular. burada fallus penis
değildir. aşkını gösteren fallus ölen babanın eksikliğini temsil etmektedir:
ötekinin ta kendisidir. gercek sembolik olan tarafından kurulmuştur.
"şeylerin dünyasını yaratan, kelimelerin dünyasıdır."
(jiletlipasta, 24.07.2003 20:20)
19. saffet murat tura, freud'dan lacan'a psikiyatri
başlıklı kitabında ıcık cıcık etmiştir adamın kuramlarını.
(pearl, 04.08.2003 02:04)
20. (bkz: kadin yoktur)
(uzun kulakli yalniz tavsan, 23.08.2003 17:29)
21. "dil'e girme"nin sebep olduğu kastrasyon
sonucu; imgesel, simgeselve gerçek arasında meydana gelen bölünmeyi işaret
ederek; konvansiyonel bütüncül kimlik kuramlarını çöpe atan zevzek insan..
freud'dan farklı olarak phallocentric olmadığını
iddia eden geniş katılımlı savunma makamı ne derse desin; tamamen fallik
işlevle tanımlanmadığı için kadını belli bir kategoriye sokamayıp kadın
yoktur diyen bu lacan insanı düpedüz fallus merkezli düşünmektedir. mevzu
bahis savunma makamı her ne kadar; "ama burada fallus doğrudan penisin
göstereni değildir, yanlış okuma yapıp lacan'a bok atmayın" dese de jürinin
kararı değişmeyecektir.
(pirit, 05.09.2003 13:13)
22. (bkz: everything you always wanted to know
about lacan)
(pirit, 05.09.2003 13:21)
23. (bkz: mirror stage)
(pencere amelesi peterpan, 02.10.2003 15:48)
24. heidegger’in "logos" adlı makalesini fransızcaya
çevirmiştir
(tadzio, 02.12.2003 19:31 ~ 19:32)
25. (bkz: aimee)
(sirene, 29.01.2004 18:11)
no kitty!
/ 2
1. yapısalcı psikanaliz'in babası , fransız
bilim adamı...
freud'a çok ilginç bir yaklaşımla eleştriler
getirmiştir.
(gimeno, 20.12.1999 22:27)
2. hegel'cidir
(tadzio, 05.08.2001 05:06 ~ 05:07)
3. roland barthes, foucailt ve derrida ile karşılaştırıldığında,
sigmund freud'un etkisinde en çok kalan düşünürdür. her ne kadar foucault
"the order of things"in son bölümünde ruhçözümcülüğe yer ayırsa ve derrida
"writing and difference" adlı kitabının yedinci bölümünde tümüyle freud'un
görüşlerinden söz etse de onlar, kendisi ruhbilimci olan lacan kadar bütün
düşüncelerini ve değerlendirmelerini doğrudan freud'un bulguları üzerine
kurmazlar. lacan'a göre dil ile bilinçaltının karmaşık ilişkisi çok önemlidir.
insan dilinin yapısı bile insanın ruhsal gerginlikleri ve çelişkileri sonucu
ortaya çıkmış olabilir. buna karşılık ruhçözümcü yöntemin uygulanmasına
olanak sağlayan tek araç dildir. hastanın bilinçaltı ancak dil yoluyla
su yüzüne çıkar. hasta düşlerini ve hayatını anlattıkça ruhçözümcü, onunla
ilgili görüşlerini, onun konuşması üzerine kurar. yani, dil bilinçaltından
bağımsız düşünülemez. lacan'ın freud'dan ayrıldığı en önemli nokta göstergelerin
değerlendirilmesi konusundadır. freud, bilinç düzeyindeki göstergelerin,
ancak onların örtmeye ya da değiştirmeye çalıştıkları bilinçaltındaki göstergelerle
karşılaştırıldığı, ölçüldüğü zaman anlam kazanacağını söylerken, lacan
göstergelerin önemi üzerinde durur ve göstergelere önem verildiği durumlarda
yanlış sonuçlara varılabileceğini öne sürer. lacan'a göre bir ruhçözümü
seansında hastanın bilinç düzeyinde sergilediği ya da kullandığı göstergelerin
birbirleriyle ilişkileri, ruhbilimciye hasta ile ilgili yeterince bilgi
verebilir.
(abraksas, 02.11.2001 13:56)
4. 21.yüzyıl surrealizminin yapısal çözümlemesinde
ondan çok ama çok yararlanılacağına inandığım, işin garibi benden başka
da kimsenin inanmadığı, kendisine gelen sorunluları film izleterek (sineterapi)
sağaltmayı görev edinmiş, bizim şapşal entelleklerin 'postmodern' sandığı
ama eşşek gibi de modern ve romantik eksende teorileri olan neo-freudian
psikanalist.
(surrealist, 15.02.2002 22:08 ~ 06.07.2003 13:20)
5. psikanalizde ortağa attığı tealerle birçok
düşün adamını arkasına almayı başaran ve dil kavramının bilinçaltı yoluyla
nasıl şekillendiği konusunda çok akılcı savlar üreten teorisyen.
(ceylin, 23.05.2002 11:00)
6. feminist eleştirmen ırıgaray'ın hocası.
(ceylin, 23.05.2002 11:00)
7. (bkz: fallus)
(callisto, 23.05.2002 11:14)
8. yapisalci yaklasimi psikoanalizde kullanmistir.hegelin
oteki kavramiyla ozne aciklamasini yapmistir." ozne varolmadir" der "anlam
otekinin oldugu yerde kurulur."
(generalised uneasiness, 18.09.2002 14:59)
9. ayrıca (bkz: zizek)
(optic illusion, 07.11.2002 02:23 ~ 03:35)
10. 50 lerden sonra yapisalci dilbilim, gostergebilim
ve antropoloji ustune kurdugu dusunceleriyle, freud cu psikanalizi post
yapisalci bakis acisiyla yeniden yorumlamistir. en onemli argumani, kisinin
kendi benligini bulmasinin yolunun gostergeler yoluyla olacagidir. ornegin
bir bebek, dogdugu zaman kendisini, annesini ve tum cevresini tek bir varlik
olarak algilar, ihtiyaclarini karsilayan dis dinyayi bir "oteki" (the other)
olarak degil kendi varliginin bir parcasi oldugunu dusunur: "ben" ve "digerleri"
nin ayrimina varamaz. bu durum, lacan icin, gercek birlik (unity) hissinin
tek bulundugu, yokluk veya kaybetme duygularinin varolmadigi ruhsal bir
gerceklik alanidir. bu yuzden bu gerceklikte dil (language) de yoktur.
bebegin toplumsal hayata gecis sureci, annesinden
ayrilip kendi kimligini olusturmasiyla baslar. bu alan, dilin yapisinin
kuruldugu sembolik dunyadir. lacan, dili kaybetme yokluk hisleriyle aciklar:
kelimelere ancak bir nesneyi kaybettigimiz zaman
ihtiyac duydugumuzu savunur. bebegin kendi benligi
ve dis dunyayi ayirt edebildigi zaman, otekini kesfettigi zamana denk duser
ki, bu 6-18 aylar arasindadir. bebek tekrar birlik ve birlesme duygularini
hissetmek istedigi zaman, toplumsal dili kesfetmeye ve kulturel bir varlik
olmaya baslar. bebegin fiziksel bir butun oldugunu anlamasini ise lacan
aynayla ilk tanistigi ana baglar. bu andan itibaren "ben" (ego) dusuncesi
gelismeye baslar; yani kimlik ve ego'nun gelismesi, kisinin kendisine degil
kendi disindaki bir imgeyle ozdeslestirmesine baglidir. bu yuzden lacan
bu sureci hayali (imaginary) bir olgu olarak gorur. bebegin aynayla ilk
karsilasmasi da, ben/digerleri dikotomisini dogurur.
(thessaly, 07.11.2002 03:32)
11. sozcuk oyunlarini pek sever, kendisinin
acikladigindan baska tanimi olmayan ve o esere ozgu sozcukler uretir. diger
disiplinlere ait teknik bir terimi odunc almasi gerektiginde ise terimi
normal tanimdan cok farkli bir sekilde kullanir. bilmenin dogasina iliskin
standart kavramlari reddeder.
(jiletlipasta, 20.11.2002 01:12)
12. bildiğim kadarıyla türkçede lacan üzerine
tek kapsamlı kaynak saffet murat tura'nın freud'dan lacan'a psikanaliz
isimli eseridir
(pharmakon, 23.12.2002 00:56 ~ 13.02.2003 03:14)
13. türkçe'de ses bulması belki de metis'in
ötekini dinlemek serisi sayesinde olabileceğini düşündüğüm yakışıklı fransız
psikanalist. yakışıklı oluşu george bataille'nin güzel olan eşini baştan
çıkartıp evlenmesinden dolayı vardığım 'dolaylı' bir sonuçtur. türkçe'de
değil ingilizce'de bile tam olarak çevrilmiş lacan metinleri yoktur. bildiğim
kadarıyla 'eritrics'in ancak bir kısmı çevrilebilmiştir ingilizceye bile.
yine de elimizdeki kaynaklarla
yetinmeye çalışıyor ve saffet murat tura'nın
veya yiğit bir çevirmenimizin uygun bir zamanda lacan çevirmesini bekliyoruz.
bunların dışında 'yeni başlayanlar için: lacan' vardır ki aslında hiç de
fena değildir.. başka, (bkz: slavoj zizek)'e de bakmak da yarar var..
(argheek, 05.02.2003 23:52 ~ 08.05.2003 23:39)
14. cok insanin hayatini kaydirmistir; ayrica
cok da capkindir; epidemik ozellikler gosterebilir: handle with care
(watcher, 12.03.2003 17:59 ~ 18:00)
15. muhtemelen lacan'ın tanıdığı ilk türk(iyeli)
ahmet haşimdir. "bir akşam yemeği" yazısında haşim, doktor lacan ile edebiyat
akımları hakkındaki sohbetinden bahsetmektedir. vaktiyle mehmet rifat iddia
etmişti bunu, sonra da enis batur.
(nuri altuzer, 10.06.2003 23:57)
16. görebildiğim kadarıyla türkçeye çevirilen
ilk lacan yazısı, "özne-ben'in işlevinin oluşturucusu olarak ayna-evresi"
makalesidir. ağustos 1982'de yazko felsefe yazıları dergisinde çıkan yazının
çevirmeni -her ne kadar şaşırtıcı olsa da- nilüfer kuyaş'tır.
(nuri altuzer, 12.06.2003 19:34)
17. (bkz: jouissance)
(tadzio, 30.06.2003 18:18)
18. ona göre kadın dilin içine doğamayacaktır.
fallusu evrensel aşkın ve gösteren olarak kurgular. burada fallus penis
değildir. aşkını gösteren fallus ölen babanın eksikliğini temsil etmektedir:
ötekinin ta kendisidir. gercek sembolik olan tarafından kurulmuştur.
"şeylerin dünyasını yaratan, kelimelerin dünyasıdır."
(jiletlipasta, 24.07.2003 20:20)
19. saffet murat tura, freud'dan lacan'a psikiyatri
başlıklı kitabında ıcık cıcık etmiştir adamın kuramlarını.
(pearl, 04.08.2003 02:04)
20. (bkz: kadin yoktur)
(uzun kulakli yalniz tavsan, 23.08.2003 17:29)
21. "dil'e girme"nin sebep olduğu kastrasyon
sonucu; imgesel, simgeselve gerçek arasında meydana gelen bölünmeyi işaret
ederek; konvansiyonel bütüncül kimlik kuramlarını çöpe atan zevzek insan..
freud'dan farklı olarak phallocentric olmadığını
iddia eden geniş katılımlı savunma makamı ne derse desin; tamamen fallik
işlevle tanımlanmadığı için kadını belli bir kategoriye sokamayıp kadın
yoktur diyen bu lacan insanı düpedüz fallus merkezli düşünmektedir. mevzu
bahis savunma makamı her ne kadar; "ama burada fallus doğrudan penisin
göstereni değildir, yanlış okuma yapıp lacan'a bok atmayın" dese de jürinin
kararı değişmeyecektir.
(pirit, 05.09.2003 13:13)
22. (bkz: everything you always wanted to know
about lacan)
(pirit, 05.09.2003 13:21)
23. (bkz: mirror stage)
(pencere amelesi peterpan, 02.10.2003 15:48)
24. heidegger’in "logos" adlı makalesini fransızcaya
çevirmiştir
(tadzio, 02.12.2003 19:31 ~ 19:32)
25. (bkz: aimee)
(sirene, 29.01.2004 18:11)
right © 1999-2012 Sourtimes Entertainment
Bu sayfada yazilanlarin tum haklari Sourtimes'a
aittir. Kaynak belirtmeden "dur $unu arkada$lara maille forward ediim eheh"
diye aklindan geciren dombilidir, taocudur. Yazilan entrylerin iceriklerinden
yazarlari sorumludur bir gun "kim lan bunlar" diye kapiya biri gelirse
"abi buyur hepsi emaili kayitli as kes" denecektir.
|